T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü
ERZURUM HAVALİMANI

​​​​​​

Şehir Tarihçesi


Şehir Tarihçesi


ERZURUM İLİ

         Erzurum ili, Türkiye Cumhuriyeti`nin Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi`nde yer alan bir ildir.İlin kuzeyinde Rize ve Artvin, Kuzeydoğusunda Ardahan, batısında Bayburt ve Erzincan, doğusunda Kars ve Ağrı, güneyinde Bingöl ve Muş bulunmaktadır
         Erzurum`un Bir Bölümü Karadeniz Bölgesindedir,Diğer Bir Bölümü ise Doğu Anadolu Bölgesin`de yer almaktadır. Anadolu`da deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikteki tek büyük yerleşim yeri olan Erzurum yüksek bir yaylanın güney batı bölümünde yer alır. Yerleşme alanı yer yer 2000 metreye kadar yükselen bir ova üzerinde bulunur. Bölge kuzeyde Dumlu, güneyde Palandöken dağları ile çevrilmiştir. Buradan geçen İpek Yolu ve verimli ovaları bölgenin tarih boyunca yerleşme alanı olarak seçilmesinde önemli rol oynamıştır. Bu arada yer yer şiddetli depremlere maruz kalan şehir ve çevresi önemli ölçüde zarar görmüştür.
          Türkiye`nin 14. büyük kenti olan Erzurum büyükşehir statüsüne kavuştuktan sonra Merkez ilçe 2008 yılında 5747 sayılı kanun ile Palandöken,Aziziye ve Yakutiye olmak üzere 3 ilçeye ayrılmış,yine aynı kanun ile daha önce ilçe olan Ilıca`nın ismi Aziziye olarak değiştirilmiş ve Büyükşehir Belediyesine bağlanmıştır. Erzurum`da kış turizmi gelişmiştir. Şehrin en önemli turizm kaynağı Çifte Minareli Medrese ve merkeze üç kilometre uzaklıktaki Palandöken Dağı`dır. Palandöken Dağı 2011`de Üniversite Oyunları`na ev sahipliği yapmıştır.

 

 ERZURUMUN TARİHİNE YOLCULUK  

    Doğal koşullarının ve coğrafî konumunun elverişliliği yanında, önemli uygarlık merkezlerine yakınlığı, Erzurum`un Anadolu`daki en eski yerleşim merkezlerinden biri olmasını sağladı. Bulunan bazı taş araçlar yöredeki yerleşimin geçmişini Yontma Taş Çağı`na kadar götürmektedir. Anadolu`nun en eski devletlerinden biri olan Hititler`in sınırında yer alan bölge, pek çok savaşa ve istilaya sahne oldu. MÖ 3000`den sonra sırasıyla Huniler, Hayaşalar, Urartular, Asurlar, Kimmerler, İskitler, Medler ve Persler`in egemen olduğu bölgeyi MÖ 4. yüzyılda Makedonya Kralı İskender ele geçirdi. İskender`in ölümü ile Selökidler ve sonra da Roma İmparatorluğu`nun hüküm sürdüğü bölgede, Romalılarla Partlar arasında kanlı savaşlar meydana geldi.

    Roma`nın bölünmesiyle 395`te Bizans Imparatorluğu`nun payına düşen Erzurum, Bizanslılar ile Sasaniler arasında birkaç kez el değiştirdi. Karadeniz`in kuzeyinde kurulan Hun Devleti de bu bölgeyi 295-398 yılları arasında istila ederek Anadolu`ya ilk Türk girişini gerçekleştirdi. Bu dönemlerde Erzurum`un yerinde Karin adında bir şehir, Erzurum Ovası`nın batı bölümünde de Erzen adıyla başka bir şehir bulunurdu. Erzurum bölgesini Hunlar` dan geri alan Bizans imparatoru II. Theodosius`in (408-450) doğudaki generali Anatolius, Iran` dan gelecek saldırılara karşı 412 ve 415 yıllan arasında Karin`in bulunduğu bölgenin en stratejik yerine inşa ettirdi ve şehrin adını "Theodosiopolis" olarak değiştirdi. Hz. Ömer zamanında 638`de İyas oğlu Ganem komutasındaki İslam ordusu Erzurum`u fethetti. Ancak Arapların şehre tam olarak yerleşmesi mümkün olmadı. Erzurum 949 yılına kadar Bizans İmparatorluğu ile Emevi ve Abbasiler` den oluşan Müslüman Araplar arasında pek çok kez el değiştirdi. Müslüman Araplar 949 yılında Bizans imparatorluğu ile yaptıkları savaşı kaybedince bölgedeki hâkimiyetlerini de tamamen yitirdiler. 

   Müslümanlar Theodosiopolis` e "Halı Şehri" anlamına gelen "Kalikala" ismini verdiler.
7. yüzyılda nüfusu 200 bine yükselen Erzurum, o dönemde dünyanın en büyük şehirlerinden biri konumundaydı.

  1048`de Doğu Anadolu bölgesini fethetmek üzere Bizans topraklarına giren Selçuklu Türkleri, Erzurum Ovası`nın batısındaki Erzen`i ele geçirdiler. Saldırılar sonucunda harap olmuş asıl Erzen`e Türkler, Kara Erzen ve zamanla Karaz adını verdiler. Yeni Erzen ise daha sonra Erzen-i Rum ve Erzurum ismine dönüştü.

            1071 Malazgirt Zaferinden sonra Selçuklu Sultanı Alparslan`ın komutanlarından Ebul Kasım`ın, Bizanslılar`ı yenerek Erzurum`u fethetmesiyle şehir tekrar müslümanların hâkimiyetine geçti. Erzurum ve civarında kuru¬lan Saltuklular Anadolu`da kurulan ilk Türk beyliği özelliğini taşımaktadır, Saltuklular`ın başkenti olan Erzurum, bu tarihten itibaren Anadolu Selçuklularına bağlandı. 1242`de Moğollar`ın eline geçen bölge, 1335 yılına kadar İlhanlı egemenliği altında kaldı. İlhanlılar dağılınca Erzurum ve çevresi Eretna Türk beyliğine geçti.14. yüzyıl sonlarında Karakoyunlular ve sonran Timur, Erzurum`u ele geçirdi.15. yüzyıl ortalarında Akkoyunlular, 1502`de Safevi Hanedanlığı`nın kurucusu Şah İsmail tarafından ele geçirilen şehir bu dönemde oldukça geriledi. 1514`te Yavuz Sultan Selim Erzurum`u fethetti. Ancak Safeviler Erzurum`u geri alınca, Kanuni Sultan Süleyman Erzurum`u kesin olarak Osmanlı topraklarına kattı. Erzurum bu fetihten sonra Türk yurdu olarak günümüze geldi.

          Yüzyıllarca Türklerin yurdu olan Erzurum, 1829,1878 ve son olarak I. Dünya Savaşı`nda (1916) Rus ordularının hedefi oldu. Osmanlı Devleti`nin Sarıkamış yenilgisinden sonra Ruslar, Erzurum`a girdiler (16 Şubat 1916). Ancak Türk ordusu, Brest-Litovsk Antlaşması ile geri almayı başardı(12 Mart 1918). Erzurum, I.Dünya Savaşı’nda işgal edilen Anadolu`nun kurtuluşu için başlatılan mücadelede de kritik rol oynadı. 3 Temmuz 1919`da Erzurum`a gelen Mustafa Kemal Atatürk, 23 Temmuz 1919`da Anadolu`nun değişik illerinden gelen 56 delege ile birlikte Erzurum Kongresi`ni düzenlemesi ile Milli Mücadelenin en ciddi adımı atıldı. Milli Mücadele`nin sonunda Türkiye Cumhuriyeti 23 Nisan 1923 yılında kurulurken, Erzurum da bu genç cumhuriyetin en önemli şehirlerinden biri olarak yerini aldı.

ERZURUM KONGRESİ

 Erzurum Kongresi,1.Dünya Savaşı’nı acımasız maddeleri ile tamamlayan Mondros Mütarekesi’nin(30 Ekim 1918) uygulanmaya başladığı tarihlere rastlamaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun imzalamak zorunda kaldığı antlaşmanın 24. Maddesi’nde; beş ilde (Vilayet-ı Sitte) karışıklık çıkması durumunda, bu illerin İtilaf Devletleri’nce işgal edilebileceği yer almaktaydı. Bu iller (Erzurum, Van, Bitlis, Elazığ, Diyarbakır ve Sivas) mütareke belgesinin İngilizce olan metninde ”Ermeni Vilayetleri” olarak ifade edilmişti. Bu durum, süregelen Ermeni tehlikesini tekrar gündeme getirdi. Doğu Anadolu halkı hak arayan sesini bütün dünyaya duyurmaya çalışıyordu. İstanbul’da, Doğu İlleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu, ardından Erzurum’da bu cemiyetin bir şubesi açıldı ve 15.Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa’nın 3 Mayıs 1919’da Erzurum’a gelmesiyle büyük bir destek ve güç kazandı. M. Kemal Paşa; toplanacak Erzurum Kongresi’ne Cemiyet ve Kazım Karabekir Paşa tarafından davet edildi.

 3 Temmuz 1919 ‘da Erzurumlular ’ın coşkun sevgi gösterileri arasında Erzurum’a varan Mustafa Kemal Paşa, 9 Temmuz’da askerlikten de istifa ederek ”Atatürk” misyonunun doğumunu gerçekleştirdi. Kongre, Erzurum ve Trabzon Müdafaa-i Hukuk cemiyetlerinin ortak girişimiyle 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında 14 günde çalışmalarını tamamladı. Kongre’nin ilk günü yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa kongre başkanı seçildi. Kongrede dünyanın çeşitli yerlerinde mili bağımsızlık uğruna yapılan mücadelelere dikkat çeken Mustafa Kemal, bağımsız, mili iradenin Anadolu’dan çıkacağını ve bunun millete dayanması gerektiğini vurguladı.

Erzurum Kongresi kararları şu şekilde özetlenebilir:

1.Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür ayrılık kabul edilemez.
2.İşgal ve müdahaleler sonucu Osmanlı Devletinin dağılması halinde millet tek vücut olarak yurdunu savunacaktır.
3.Vatanın bağımsızlığını korumaya İstanbul Hükümeti ’nin gücü yetmediği takdirde, geçici bir hükümet kurulacaktır.
4.Kuva-i Milliye’yi etken ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.
5.Hıristiyan azınlıklara siyasi hakimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
6.Manda ve himaye kabul edilemez.
7.Milli Meclis’in hemen toplanmasını ve hükümet işlerinin meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır.

          Kongrenin benimsediği hedefler, Türk Milli mücadelesinin gerçekleştirmeye çalıştığı milli hedeflerdir. “Hukuk-ı Milliye” ilk olarak bu kongrede dile getirilmiştir. Kongre, temsil ettiği fikir ve prensiplerle, sağladığı yetkiler bakımından Milli Mücadele hareketinin tarihi bir hareket ve çıkış noktasıdır. Mustafa Kemal Atatürk`ün ifadesiyle; "Tarih şüphesiz bu kongreyi ender ve büyük bir eser sayarak bağrına basacaktır

 

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı
Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü